SANAT TARİHİ -1

SANAT TARİHİ -1

Sanat Tarihi, en yalın haliyle görsel sanatların tarihsel evrimini inceleyen bilim dalıdır. Bir başka tanım vermek gerekirse tarih koşullarından doğan maddi kültür eşyasını inceleyen bilimdir denebilir.

Konusu, çok çeşitli duygu birikimlerinin yaşandığı insan eserleri olan sanat tarihini açıklarken “sanatın tarihidir” gibi kestirme ve kapalı bir tanımlama ile yetinmek doğru olmaz. Bunun nedeni sanat tarihinin eseri tanımlamakla kalmayıp, eserin üretildiği çağ içindeki toplumsal, fiziki ve psikolojik koşulları da göz önünde bulundurarak bu etkenler ile birlikte anlamaya çalışmasıdır.[1] Sanatın tanımına dair fikirler tarih boyunca sürekli değişmesine rağmen, sanat tarihi, sanattaki değişimlere bir sistem çerçevesinde bakarak bunları sınıflandırmayı, yaratıcılık yoluyla şekillendirilmelerini anlamayı ve yorumlamayı amaç edinir.

Sanat tarihi sadece resimlerin ve tarihlerinin formel bir şekilde gösterilmesi ya da öğrenilmesiyle değil, analizlerinin yapılması, eser analizinin daha ön plana çıkmasıyla bugünkü çağdaş sanatlarla ilişkiye geçmektedir.[2]

Mimari, resim, heykel ve süsleme sanatlarının doğuşundan günümüze değin, birçok farklı ülke ve toplumda ne şekilde, ne tür yapıtlar vererek oluştuğunu inceler. Aynı zamanda sanat yapıtlarının ve onları yapan sanatçıların tarzlarını, sanat anlayışlarını belirleyip değerlendirmeyi, bir yapıdan başka bir yapıya geçerken yitip gideni ve kazanılanı bütün özellikleriyle görüp anlamayı ve değerlendirmeyi amaçlar. Sanat tarihçisi belirli şartların getirdiği durumların madde üzerindeki etkisini anlamak ister.[1]


Willendorf Venüsü
Sanat tarihi, sosyal hatta daha da özele indirgemek gerekirse beşeri bir bilimdir. Bu nedenle diğer çoğu bilime nazaran test edilme, laboratuar koşullarında incelenme olanağı –arkeolojik materyalleri tarihlendirme için kullanılan C14 metodu dışında- neredeyse yoktur. Bu ve buna benzer sebeplerden ötürü yakın tarih içerisinde sanat tarihinin bilim dalı sayılıp sayılmaması konusunda tartışmalar yaşanmıştır. Çünkü bu bilim dalı, doğada bulunan gerçekleri değil; insanın duygu ve düşüncesinden doğarak yaratılmış nesneleri incelediğinden, diğer bilim dallarından ayrılır.[1]

Sanat tarihçisi sanatçıdan ziyade olarak sanatı yaratmakla değil, sanatı incelemekle mükelleftir. Sanatçı ve sanat tarihçisi aynı nesne üzerine farklı boyutlarda yaklaşan, anlayan ve okuyan insanlardır.

Bu bağlamda bakıldığında sanat tarihçisinin sanatçıyı da incelemek ve anlamak zorunda olduğu görülebilir. Belli bir sanat yapıtını kimin yaptığını, neden yaptığını ya da yaptırdığını, eserin o kültüre ait değerler arasındaki yerini belirler. Ayrıca sanatçının kendinden önceki sanatçılardan ne ölçüde etkilenip kendinden sonra gelen sanatçıları ne ölçüde etkilediği gibi noktalar üzerinde durulur.

Sanat tarihi araştırmalarının başlıca beş ilgi alanı vardır. Bunlardan birincisi şunları kapsar:

Belli bir sanat yapıtını kimin yaptığını bulmak,
Bir sanat yapıtının gerçekten, öteden beri yaptığına inanılan sanatçı tarafından yapılıp yapılmadığını belirleyerek özgünlüğünü saptamak,
Söz konusu yapıtın belirli bir kültürün gelişim çizgisi ya da bir sanatçının meslek yaşamı içinde hangi aşamada gerçekleştirildiğini belirlemek,
Geçmişte bir sanatçının kendisinden sonrakiler üzerinde yarattığı etkiyi değerlendirmek ve sanatçıların yaşamlarına ilişkin bilgi toplamak,
Belirli sanat yapıtlarının önceki sahip ve yerlerini (kökenini) belgelemek.
Sanat tarihi araştırmalarının ikinci önemli ilgi alanı, sanat geleneklerinin üslupsal ve biçimsel gelişimlerinin büyük ölçekte ve geniş bir tarihsel perspektif içinde kavranmasıdır. Bu da temelde çeşitli sanat üsluplarının, dönemlerin, akımların ve tarihsel okulların sayımı ve çözümlemesini içerir. Sanat tarihi ayrıca görsel sanatlarda dinsel simge, tema ve konuların çözümlenmesiyle uğraşan ikonografiyi kapsar.

Sanat tarihçiliği büyük ölçüde uzmanların geniş deneyimlerine, içgüdüsel yargılarına ve eleştirel duyarlılıklarına dayanır. Ayrıca sanatın içinde yaşadığı ve çalıştığı tarihsel ortamın ayrıntılarıyla bilinmesi ve sanatçının düşünce, yaşantı ve kavrayışlarının duygudaşlık temelinde anlaşılması gereklidir. Sanat tarihi araştırmalarında çıkarımın kilit bir işlevi vardır; bir yapıtın sanatçısı, bir imza, o döneme ait yazılı belgeler ya da köken belirleyici başka yollarla kesin biçimde saptanabilirse, benzer ya da yakın özellikteki yapıtlar bunun çevresinde gruplandırılabilir, o sanatçıya ya da döneme bağlanabilir. Modern sanat tarihçilerinin çok eski zamanlardan bu yana üretilmiş sanat yapıtlarını kapsayan bilgi birikimi bu tür yöntemlerle sağlanmıştır.

SANAT NEDİR?
Sanat: İnsanın duygu, düşünce ve heyecanlarına biçim vererek, başkalarına anlatabilme çabasıdır.
Sanatın oluşumunda:
- Coğrafi konum (yeryüzü şekli, iklim…)
- Dinsel inanışlar
- Toplumsal yapı (ilkel toplum, göçebe toplum…)
- Önceki uygarlıkların etkileri, kültürel miras
- Tarihsel dönem (sanatın ortaya konulduğu dönem, çağ…)
- Ekonomik durum
Sanat eserinin oluşmasında belirleyici etkenlerdir.
Sanat yapıtlarında bulunan bazı ortak özellikler:
1. Özgün olması (orijinallik)
2. Estetik değerler taşıması
3. Mesajının olması (duygu ve düşünceleri aktarması)
4. Evrensel değerler taşıması
Sanatın Bölümleri:
A- Görsel (Plastik) Sanatlar
Resim, heykel, mimarlık…
B- Sesle ilgili (Fonetik) Sanatlar
Müzik…
C- Hareketle ilgili (Ritmik) Sanatlar
Bale, dans…
D- Gösteri (Sahne) Sanatları
Tiyatro, opera…
E- Yazınsal (Edebi) Sanatlar
Roman, şiir, öykü…
F- Tasarım Sanatı

G- Sinema Sanatı

Sanat Tarihi: Geçmişten günümüze, insanlığın ortaya koyduğu sanatsal değerleri, tarihsel dönemlerine, üsluplarına göre inceleyen, araştıran bilim dalıdır.
Sanat Tarihi ve İlişkide Bulunduğu Alanlar
Arkeoloji: (Sanat tarihinin ilişkide bulunduğu en yakın bilim dalıdır.)
Eski uygarlıkların kalıntılarını, kazı yaparak araştıran bilim dalıdır.
Mitoloji: Efsane bilimi
Plastik Sanatlar: Resim, mimarlık ve heykeltıraşlık
Estetik: Sanat felsefesi, güzellik üzerine kuramlar geliştiren bilim.
Tarih: Geçmiş olayları inceleyen bilim.
Prehistorya: (Diptarih)Tarih öncesi dönemleri araştıran bilim. (Genellikle mağara insanını inceler.)
Etnografya: Halk kültürüne ait eserleri (folklorik eserleri) inceleyen bilim.
Nümizmatik: Eski paraları inceleyen bilim.

Türkiye’de bilimsel anlamda sanat tarihi, arkeoloji, müzecilik çalışmaları ve güzel sanatlar eğitimi 20. yy başlarında OSMAN HAMDİ BEY (1842–1910)’in öncülüğüyle başlamıştır.
Cumhuriyet döneminde ise Atatürk’ün destekleriyle çalışmalar daha da yoğunlaşmıştır.

I. TARİH ÖNCESİ DÖNEMLERDE SANAT
- Dünyanın yaşı yaklaşık olarak beş milyar yıldır.
- 280 milyon yıldan bu yana fosiller görülmeye başlar.
- Fosilli dönemlerden başlayarak dünya dört jeolojik zaman geçirmiştir.
- Dördüncü zamanda (M.Ö. 600.000 / 500.000) insanlar görülmeye başlar.
- Ancak insanlara ait kalıntılar M.Ö. 40.000’den itibaren görülmeye başlar.

A. YONTMA TAŞ ÇAĞI –PALEOLİTİK DÖNEM (MAĞARA DÖNEMİ) SANATI
M.Ö. 40.000 -15.000 / 10.000 – 8.000
— Sanatın, ilk ortaya çıkış nedeni, kullandığı yöntem ve özelliği üzerinde durulacak. (iş-zanaat-sanat)
— Bu dönem sanatının ortamı mağaralardır. Çünkü insanlar yeryüzünü, buzulların kaplamasıyla mağaralara sığınmışlardır.

SANAT___:
• Taştan ve kemikten yontulmuş kesiciler ve delicilerin yanı sıra küçük boyutlu ANA TANRIÇA heykelcikleri yapılmıştır.
• Mağara duvarlarına dinsel inanış, büyü ya da iletişim amacıyla insan, hayvan
figürleri çizilmiş ve boyanmıştır.
• Figürler, siluet görüntüler biçiminde betimlenmiştir. Sonraki dönemlerde ayrıntılarda gösterilmiştir.
Siluet: İç ayrıntıları gösterilmemiş gölge biçimindeki resimlere denir.
Kontur: Figürlerin dış çizgilerine denir.

Yurdumuzda Yontma Taş Çağı Buluntusu Veren Yerler :
• Antalya Karain Mağarası (Kazısı yapılıyor) Beldibi Mağarası
• Van-Kızların Mağarası
• Hakkâri-Gevaruk Vadisi
• Adıyaman-Palanlı Mağarası

B- YENİTAŞ ÇAĞI-CİLALI TAŞ ÇAĞI (NEOLİTİK ÇAĞ) M.Ö. 8.000-5.000
*Bu dönemde insanlar, buzulların çekilmesiyle mağaralardan çıkıp, yapmış oldukları evlerde, kurdukları köylerde yaşamaya başlamışlardır.
Dünya genelinde bu çağın sanatını özetlersek:
Mimarlık:
• Her türlü malzemenin (kamış, kerpiç, taş…) kullanıldığı ilk konutlar,
• Dolmen ve Menhir denilen ilk anıtlar, yenitaş çağının en ilginç yapı örneklerini oluştururlar.
*Bu nedenle yapı sanatının (mimarlık) yeni taş çağında başladığını söyleyebiliriz. “İnsanların taşı taşın üstüne koymaya başladığı dönemdir.”
• Menhir ve Dolmenler genellikle Batı Avrupa, Trakya ve Akdeniz çevresinde görülürler.

Seramik: Bu çağda, pişmiş topraktan (yapılmış) çanak çömlek de yapılmaya başlanmıştır. Bunların üzerinde, soyutlanmış, geometrik biçimlere dönüştürülmüş bezemeler vardır.
*Yurdumuzdaki yenitaş çağı yerleşim merkezlerinde ortaya çıkarılan buluntular; Dünya’nın en ilginç örneklerini oluşturmaktadırlar.

ÇAYÖNÜ (DİYARBAKIR) M.Ö. 7.000
*Anadolu’da ilk çiftçilik burada yapılmıştır.
*Maden çağından 2000 yıl önce bakır günlük yaşamda kullanılmıştır. Ergani Bakır İşletmeleri hala bu geleneğin izlerini sürdürmektedir.
*İlk mozaik örnekleri burada kullanılmıştır.
*Toplumsal işlevi olan anıtsal mimari yapılara ait kalıntılar bulunmuştur (tapınak, ambar, depo…).

ÇATALHÖYÜK (KONYA) M.Ö. 6500–5750
*Duvarları birbirine bitişik kerpiç evlere çatılardan girilirdi.
*Evlerin kutsal odası olan kült odasında; boğa başı ve Ana Tanrıça heykelcikleri bulunurdu. Ölen aile bireyleri bu odaya gömülürdü.
*Evlerin duvarlarında, mağara resimlerinin geleneklerini sürdüren kutsal hayvan resimleri bulunurdu.
*Burada bulunmuş en ilginç duvar resmi ise, yeni patlamış olan bir yanardağını (Hasan Dağı) resmetmektedir. Bu dünyanın bilinen en eski peyzaj (manzara) resmidir.
-Bütün bu özellikler bu çağda yalnızca Anadolu’ya özgü ayrıcalıklar olarak bilinmelidir.

II. ESKİ MISIR SANATI
‘‘Nil olmasaydı Mısır’da olmazdı’’
-Eski Mısır’da ölümden sonrasına inanıldığı ve çok önemsendiği için, sanat da bu yönde gelişme göstermiştir.
Mısır Pontheonu:
Ra: Güneş Tanrısı
Osiris(Boğa kılığında) İsis’in kocası
İsis(Dana-inek kılığında) Osirisin karısı
(bu ikisi aynı zamanda kardeştirler)
Oğul-Horüs(Atmaca kılığında)
Anibus(Çakalbaşlı) ölüler Tanrısı

MİMARLIK:
a) Eski Krallık Dönemi M.Ö. 2900-2200
*Bu dönemin en özgün anıtları PİRAMİTLER’dir. İlk örnekleri basamaklı olarak yapılmışlardır. Sonrakiler düzgün ve anıtsaldır.
ÖRNEKLER:
*Sakkara’da Cozer Piramidi (basamaklı)
*Kahire-Gize Piramitleri: Keops, Kefren, Mikerinos
Keops en büyük olanıdır. (Kenar)233 146m(Yükseklik)
Yirmi yılda 100.000 işçi tarafından yapılmıştır.
*Gize piramitleri Dünya’nın yedi harikasından biridir.
-Mastaba denilen mezarlar, kralların yakınları için yapılmış olup, küçük ve kesik piramit görünümündedirler.
-İpojeler de, sıradan insanların mezarlarına denilirdi.
b) Orta Krallık M.Ö. 2000–1700
Bu dönemde, Piramitler, tapınaklar ve mastabaların yanı sıra, asıl gelişme, kaya mezarlarının yapılmaya başlamasıdır.
Örnek: Beni Hasan Kaya Mezarları

c) Yeni Krallık Dönemi Mimarisi (M.Ö. 1500–1100)
Bu dönemin en önemli mimari eserlerini Büyük Tapınaklar oluşturur.

Tapınakların Planı Genellikle Şöyledir:
-Aslan ve Sfenks heykellerinin koruduğu bir yoldan tapınaklara doğru yürünür.
-Tapınağın önünde rahip heykelleri ve hiyeroglif yazıların yer aldığı dikili taşlar (obeliskler) bulunur.
-Tapınağa girildiğinde ise; giderek alçalan ve karanlığı artan, çok sütunlu (Hipostil denilen) üç bölümle karşılaşılır.
-Tapınaktaki kült (tanrı-kral) heykeli, adak ve hazineler sonuncu bölümde bulunur. Buraya yalnızca rahipler girebilirdi.
Örnekler:
-Deyr-El Bahri’de (Kraliçe Hacepsut’un yaptırdığı) Ölüler Tapınağı
-Luksor Amon Tapınağı
-Karnak Tapınağı
-Abu Simbel Kaya Tapınağı (II. Ramses’in yaptırdığı bu tapınak aynı mimari plan anlayışıyla ama kayayla oyulmuştur.)
Sfenks:İnsan başlı aslan vücutlu mitolojik yaratık.
Hipostil:Örtüsü çok sayıda sütun tarafından desteklenen mekanlara denir.
Pilon:Mısır tapınaklarında ana kapının iki yanında yer alan kulelere denir.
Paye:Köşeli veya yuvarlak kalın sütunlara denir.
Portik: Sütunların, yan yana dizilmesiyle oluşturulan mimari düzenleme.

d)MISIR HEYKEL, KABARTMA ve DUVAR RESİMLERİ
HEYKELLERDEKİ ORTAK ÖZELLİKLER
1) Mısır heykelleri, arkaik ifade ve frontal duruş kuralına göre yapılmışlardır. (Bu durum daha çok tanrı ve kral heykellerinde görülür.)
2) Sıradan insan heykelleri rahat ve doğal bir görünümde yapılmıştır. (Kâtip Heykelleri)
3) Mezarlara konulan Mısır heykellerinde gerçekçi bir portre etkisi görülür. (Ölünün ruhunun bu heykele gireceği sanıldığı için)
4) Geç dönem (Yeni Krallık) Mısır heykelleri daha gerçekçi bir görünümdedirler.

ARKAİK: İlkel, kabaca anlatım tarzı, hareketsiz, ifadesiz demektir.
FRONTAL DURUŞ: Heykelin dik duruş hali: önden görülmek üzere tasarımlanması halidir.

KABARTMALARDA ORTAK ÖZELLİKLER
-Mısır kabartmaları iki grupta incelenir.
1)Oyma ve kazıma kabartmalar (Alçak kabartma)
2)Kabarık kabartmalar (Yüksek kabartma)

BUNLARDAKİ ORTAK ÖZELLİKLER
A)Olaylar firizler (şeritler, kuşaklar) şeklinde anlatılmıştır.
B)Tanrı ve kral heykelleri diğer insanlardan daha büyük gösterilmiştir.
C)İnsan figürlerinde başlar ve ayaklar yandan vücut ve gözler önden gösterilmiştir.

DUVAR RESİMLERİ
Mısır duvar resimleri tapınak ve mezarların duvarlarına yapılmış fresklerden oluşur. Duvar resimleri de kabartmalardaki kurallara göre yapılmışlardır. Konu olarak dinsel motiflerin yanı sıra insanların, kuşların, bitkilerin… Doğadaki ilişkiler betimlenmiştir

FRESK: Islak duvar sıvasının üzerine yapılan resim tekniğine denir.
FİRİZ: Olayların şeritler (kuşaklar) şeklinde gösterilmesine denir.

III. ESKİ ÖNASYA SANATLARI
A)MEZOPOTAMYA
Burada M.Ö 4.binden başlayarak çeşitli uygarlıklar yaşamıştır. Sümerliler, Akadlar, Elamlar, Asurlular, Yeni Babil Krallığı…
Bu uygarlıkların ortaya koyduğu sanatsal etkinlikler, ortak özellikler gösterirler.

B)MİMARLIK
_Sümerlerde: Taş malzeme az kullanıldığı için, günümüze ulaşabilen çokça mimarı anıt, yapı görülmez.
_Kalıntılarından anladığımıza göre, Sümerlerdeki en önemli anıtsal yapılar ZİGGURAT denilen tapınaklardır.
_Bunlar, malzeme olarak kerpiç ya da tuğlayla yapılmışlardır.
_Biçim olarak, üst üste yapılmış taraçalardan oluşmuşlardır. Yukarıya rampa ya da merdivenle çıkılır. En üstteki bölümde tanrının sunağı (adak yeri) bulunur.

SÜMER DÖNEMİNDE MİMARİDE GÖRÜLEN TEKNİK YENİLİKLER:
KEMER, TONOZ VE KUBBENİN MİMARİ YAPILARDA KULLANILMASIDIR.
_Konutların cephelerinde mozaik, sırlı tuğla ya da boyalı pişmiş toprak levhalarla yapılmış süsmeler kullanılmıştır. (bu uygulama kerpiç ya da tuğla malzemeyi korumak için düşünülmüş işlevsel bir çözümdür)
ÖRNEK: Ur şehrinde bulunmuş Ziggurat, ev ve mezar örnekleri

_ ASURLAR: M.Ö 1. Binde kentleşme ve mimarlık daha düzenli ve anıtsal bir özellik kazanmıştır. Askeri ve dinsel mimariye daha çok önem verilmiştir. Bu yüzden Asur mimarlığı yarı askeri yarı dinsel bir özellik taşır.
Örnek: II. Sargon’un Musul’daki sarayı.

_YENİ BABİL KRALLIĞI:(M.Ö 7_ 6 YY)
Bu dönemde, düzenli kentler, büyük caddeler, sırlı tuğlalarla süslü kapılar ve teraslardan oluşan asma bahçeleri meşhurdur. Özellikle “Babil’in Asma Bahçeleri” Dünyanın Yedi Harikasından birini oluşturmaktadır.
ÖRNEK: Babilde Nabukadnezar’ ın sarayına giden sıra tuğlalarla süslü “Büyük Cadde” ve “İştar Kapısı”

B)MEZOPOTAMYA HEYKEL VE KABARTMA SANATI
HEYKEL
1)İlk dönem Mezopotamya heykellerinde de frontal duruş ve arkaik ifade vardır.
_Eller tapınma şeklinde göğüste birleştirilmiştir.
_Vücutlarda oransızlıklar görülür.
_Kostüm olarak koyun postu kullanılmıştır.
ÖRNEK: Adab kralı Lugaldalu heykeli
2)Heykellerdeki arkaik ifadeye karşın, Kral Gudea (Lagaş Kralı) heykelindeki portre etkisi ve Akad kralı Sargon heykelindeki ayrıntıların gösterilmesi önemli gelişmelerdir.
3)Geç dönem Mezopotamya (Asur) heykelleri; büyük boyutlu kral ve tanrı heykellerinden oluşur. Bunlarda eskiye göre oranlarda uyum vardır.

KABARTMA
1)Kabartmalardaki insan figürleri Mısır kabartmalarında olduğu gibi gösterilmiştir.
_Vücudun bölümlerinde oransızlıklar vardır.(Baş, göz ve eller büyük yapılmıştır.)
_Konu olarak günlük olaylar da işlendiği için, kabartmalar canlı ve gerçekçi etkiye sahiptirler.
ÖRNEK: Temel atma töreni (Lagaş kralı Urnina )
Akbabalar dikilitaşı (Eannatum)
Naramsin dikilitaşı (Akad Kralı)
2)Kabartmalı döner mühürler, kabartmalı sınır taşları (Kasitler) işlevsel önemi olan örneklerdir. Bunlarda simgesel motifler kullanılmıştır.
3)Asur kabartmaları Mezopotamya heykeltıraşlığının ileri bir aşamasını temsil eder. Çünkü bunlarda gerçekçi bir üslup ve perspektif vardır.
ÖRNEK: Asurbanipal’in Av Sahnesi 7.yy, Yaralı Aslan Kabartması

SİTEL: Dikilitaş, yazılı ya da kabartmalı dikilitaş

B) ANADOLU UYGARLIKLARINDA KRONOLOJİ
Yontmataş çağı M.Ö 15.000-8.000
Yenitaş çağı M.Ö 8.000–5.000
Bakırtaş çağı M.Ö 5.000-3.000
Tunç çağı M.Ö 3.200–1.800 Anadolu’ya, Asur ticaret kolonileri aracılığıyla çivi yazısı girmiş ve ilk siyasi birlik (Hitit Devleti) kurulmuştur.

1)BAKIR TAŞ ÇAĞI (KALKOLİTİK) M.Ö 5.000-3.000
Bu dönemin önemli yerleşim merkezleri Hacılar, Beycesultan ve Canhasan’dır. (Konya)
HACILAR HÖYÜĞÜ (Burdur)
- Evlere geniş avlulardan geçilmektedir. Evler arasında sokak anlayışı ilk defa burada görülür. Ölüler kent dışındaki mezarlıklara gömülmektedir. Evlerde duvar resimleri görülmez. ( farklılıklar Neolitik Dönem Çatalhöyük’le karşılaştırmalı)
- Hacılar höyüğünde; geometrik motiflerle bezenmiş seramikler bulunmuştur. Bu seramikler süsleme ve biçim yönünden bu dönemin, dünyada en olgun örneklerini oluştururlar.
BEYCESULTAN HÖYÜĞÜ (ÇİVRİL- MENTEŞE KÖYÜ)
- Kazılardan çıkartılan buluntulara göre,
- Dokumacılık gelişmiş,
- Bakır günlük yaşamda araç-gereç olarak kullanılmıştır.
- Mimarlık açısından ocaklı Megaron tipli evlerin kalıntılarına rastlanmıştır.

HÖYÜK: Farklı uygarlıkların, farklı zamanlarda aynı yerde yaşamasıyla, üst üste bıraktıkları kalıntılardan oluşan tepeciklere denir.

MEGARON: Dört köşeli, tek odalı ve önünde giriş boşluğu (Antre, Hayat) bulunan mimari yapılara denir.

Megaronlar mimari mekân tasarımının ilk çekirdek biçimidir. Eski Yunan tapınaklarının da başlangıcı sayılan temel yapı birimidir.
MEGARON
2)TUNÇ ÇAĞI M.Ö 3200-1800
Bu dönemde artık her türlü maden günlük yaşamda kullanılabilmektedir.
Bu dönem, aynı zamanda kent devletlerinin dönemidir. Bu nedenle kentlerin etrafı kalın surlarla çevrilmiştir. Kent devletleri, daha sonraları kendi aralarında siyasal bir birlik oluşturarak Hitit Devleti’ni oluşturacaklardır.

MADEN SANATI: Tunç çağında, altın, gümüş ve tunçtan yapılmış çok sayıda eserler vardır.
Bunların başında; Güneş kursları, takılar, geyik ve boğa heykelleri, Ana Tanrıça idolleri ile kap kacaklar gelir.
Ana Tanrıça idolleri stilize edilmiş, şematik kadın heykelcikleri görünümdedirler.

BU DÖNEMİN ÖNEMLİ YERLEŞİM MERKEZLERİ
Troya (Çanakkale), Alacahöyük (Çorum) , Alişar (Yozgat)
Kültepe (Kayseri), Demirci Höyük (Eskişehir), Ahlatlıbel (Ankara)

TROYA (M.Ö 3000–2000) I. II. III. IV. ve V. KATLAR
-Mimarlık açısından megaron tipli ev ve saray kalıntıları ile şehrin etrafını çevreleyen surların kalıntılarına rastlanmıştır.(II. Katta)
-Seramik olarak; elde ya da çarkta yapılmış çömlekler, vazolar bulunmuştur. Bunların bazıları kadın başı biçiminde yapılmış tanrısal törensel içki kapılarıdır.

ALACAHÖYÜK (M.Ö 2500- 2300)
Buradaki mezarlardan çıkarılan, altın, gümüş ve tunçtan yapılmış takılar, güneş kursları, geyikler, kemerler, idoller ve kap kacaklar tunç çağının en zengin örneklerini oluştururlar.

*HENRICH SCHİLİMAN 1880–85: Troya hazinelerini kazarak çıkartır ve Almanya ya götürür (kaçırır). Alman Bilimler Akademisi, yaptıkları için Schilieman’a “arkeoloji bilimine büyük katkı” ödülü verir.

3)HİTİT SANATI ( M.Ö 1750/1200 – 1200/700)
-İmparatorluk döneminde merkez: HATTUTAŞ (Boğazköy) Çorum
-Geç Hitit dönemi beylikleri: TABAL (Kayseri, Niğde) KUMMUH (Malatya çevresi) , GURGUM (Antep, Maraş) SAMAL (Karkamış: Cerablus) HATTİNA (Antakya), QUE (Çukurova), HİLAKKU (Tarsus)
Teşup (fırtına / Göktanrısı) ____
Oğul Şarruma
Hepat (Teşup un karısı) ____
MİMARLIK :
-Hitit kentleri güvenlik nedeniyle surlarla çevrilmiştir. İçeriye önemli kapılardan girilmektedir.
ÖRNEK: Başkent Hattutaş da üç önemli kapı vardır.
1)Kral Kapısı
2)Aslanlı Kapı
3)Yer altı kapısı (Potern)
Alacahöyük’te de sfenksli kapı vardır. Bu kapıdaki ortostad kabartmalarında çift başlı kartal rölyefi Selçuklu Çift başlı kartalına benzer.

-Mimarlıkta kullanılan yapı malzemeleri genellikle taş temeller üzerine ağaç hatıl ve kerpiçten oluşmuştur.
-Hititler’de konut mimarisi; biçim ve malzeme bakımından günümüz Anadolu köy evleriyle (Toprak damlı evlerle) benzerlik gösterir.
-Hititlerde tapınak ve saraylar plan olarak geniş avluların etrafına yerleştirilmiş çok sayıda odalardan oluşur. (Selçuklu mimarisinde görülen medrese ve hanların avlu planlamasına benzer)
Tapınaklarda kült odasını aydınlatan pencereler vardır. (Mısır ve Mezopotamya’ nın tersine) Ancak dolambaçlı yollardan girilir.
Boğazköy (Hattutaş)Tapınakları
-Geç dönem Hitit kentlerinde yerleşim planı çok düzenlidir. Tapınak, saray gibi anıtsal yapılar merkezi bir yerde bulunurdu.
ÖRNEK: Karkamış, Zincirli, Sakçagözü (Gaziantep), Karatepe (Adana)

HİTİT HEYKELTRAŞLIĞI Yesemek (Islahiye) en önemli heykeltıraşlık merkezidir.
1)Hitit heykelleriyle mimari bir bütündür. Mimari yapıların, şehirlerin kapılarında bulunan heykel ve kabartmaların işlevi, koruyucu olmaktır.
ÖRNEK:-Boğazköy (Hattutaş) Aslanlı ve Kral kapı heykelleri Alacahöyük Sfenksli kapı
2)Hitit Heykeltıraşlığında Ortostadlar da önemli bir yer tutarlar. Önemli yapıların tümünde ortostadlar bulunur.
ORTOSTAD: Duvarların altında kabartmalı blok taşların oluşturduğu kuşağa (firize) denir.
Alacahöyük, Karatepe (Adana) Ortostadları
3)Hitit kabartmalarında insan figürleri, Mezopotamya ve Mısır geleneğinde olduğu gibi gösterilmiştir.
ÖRNEK: Boğazköy – Yazılı kaya kabartmaları
4)Konular genellikle dinsel konulardır.
ÖRNEK: Yazılıkaya, Malatya ve İvriz kabartmaları.
5)Geç Hitit dönemi heykeltraşlığında, Asur etkileri görülmekle birlikte, M.Ö 7.yy da Ege havzasında Oryatalizan üslübun doğmasında etkili olmuştur.
ÖRNEKLER (Geç dönem Hitit heykeltıraşlığı için)
İvriz kaya kabartmaları
Karkamış atlı savaş arabaları kabartmaları
Malatya kabartmaları
6) Geç Hitit heykeltıraşlığında (İmparatorluk döneminden farklı olarak) anıt heykeller, siteller(dikilitaşlar)de görülür.
ÖRNEK: -Beyşehir Fasıllar Anıtı
-Karkamış (Kral-Tanrı)Anıtı
-Islahiye – Yesemek
7)Hititlerde küçük boyutlu heykelcikler de görülür. Kadın heykelcikleri, Güneş kursları, kabartmalı silindir mühürler, boğa ve geyik heykelcikleri…

M.Ö 1200–695 Kimmer saldırısı
4- FRİG SANATI ( M.Ö 725-675...) 750-300 uygarlık olarak

Gordion-Polatlı, Pazarlı-Çorum, Aslantaş-Afyon
Pessinus-Eskişehir(Sivrihisar)
Yazılıkaya-Eskişehir(Çifteler)
Afyon, Kütahya ve Eskişehir üçgeninde yer alan Frig Vadisi

a) MİMARLIK: Frig yerleşimlerinde taş, kerpiç ve ağaç malzemelerinin kullanıldı-
ğı megaron tipli evlere rastlanmıştır.
Evlerin tabanları çakıl taşından yapılmış mozaiklerle, dış cepheleri de pişmiş topraktan yapılmış boyalı-resimli levhalarla süslenmiştir. (Sümerlerle benzerlik!)
Mezarlar: Frigler’de en önemli mezar türü Tümülüslerdir. Bunun yanı sıra kaya mezarları da çok yaygındır.
Tümülüs: Ağaç kütüklerinden yapılmış mezar odasının üzerine toprak yığılarak oluşturulmuş tepe görünümdeki mezarlara denir.
Gordion Tümülüsleri: Frig kaya mezarları, tapınakların cephe düzenlemelerine benzeyen biçimlerde oyularak yapılmışlar ve tapınma yeri olarak da kullanılmışlardır.
Yazılıkaya-Midas’ın mezarı, Afyon-Aslanlı mezar.
b) HEYKEL: Frig döneminde daha çok ana tanrıça Kibele heykel ve kabartmaları (yaygın olarak) görülür. Ana tanrıçanın bu dönemde aldığı biçim önceki dönemin şişman (hamile) ve şematik kadın tiplemesinden farklıdır. Ana tanrıça Kibele tipi, Lidya ve İyon heykelciliğini de etkilemiştir.
ÖRNEK: Boğazköyde bulunmuş Ana tanrıça Kibele heykeli
c) SERAMİK: Frig seramikleri tek renkli ya da çok renkli olarak boyanmışlardır. Geometrik motiflerle ya da hayvan resimleriyle bezenmişlerdir. Çoğunlukla keskin kenarlıdırlar. Törensel ve dinsel içki kabı olarak yapılmış olan hayvan biçimli (Rithon-Bibru) seramikler önemli bir yer tutmaktadır.
Bunların yanı sıra Frigler; maden sanatı, kilim dokumacılığı, mobilyacılık (Kakma-oyma) fildişi işçiliği gibi sanat dallarında da başarılı yapıtlar ortaya koymuşlardır.
('Kilim' sözcüğünün Friglerdeki karşılığı 'Tapetes' dir. Batı dillerine 'Tapis' olarak geçmiştir. Latince de nakış işleyene 'Phrygio' denir. Bu da Frig etkisidir.)

5- LİDYA SANATI (m.ö 680–546...)
Başkent Sardes
-Lidya sanatında, Frig ve İyon sanatının etkileri görülür.
-Tümülüs mezarlar, yapıların cephelerini süsleyen pişmiş toprak levhalar,
fildişi eserler, dokumacılık Lidyalılarda da görülür.
-Altın ve gümüş vazolar Lidya sanatında önemli bir yer tutar.
*1960'larda Uşak yöresindeki (Güre Köyü) bir tümülüsten çıkarılıp Amerika'ya kaçırılan iki yüz kadar altın-gümüş kap kacak ve takı (Karun hazinesi) uzun mücadeleler sonucunda Türkiye'ye getirilmiştir. Şu anda Uşak Müzesinde sergilenmektedir. Ancak müzede bazı parçaların (kanatlı at Pegasus takısı gibi…) asıllarının alınıp yerine sahtelerinin konulmasıyla ilginç bir soygun yapılmıştır. Olay şu anda soruşturması süren bir dava durumundadır.
-Lidyalılarda madenciliğin ve ticaretin gelişmiş olması paranın bulunmasına
yol açmıştır.
Tarihte ilk parayı kullananlar (basanlar) Lidyalılardır (7.yy).
-Lidya paraları (sikkeleri) elektron (beyaz altın) madeninden yapılmıştır. Bir yüzünde arslan ejder başı kabartması, diğer yüzünde de dörtgen çukurlar vardır.
-Kral Yolu, ticaretin güvence altına alınması düşüncesiyle, Lidyalılar tarafından yapılmıştır. Egenin verimli ovalarını ve limanlarını Mezapotamyaya bağlayan bir ticaret yoluna dönüştürülmüştür. Posta tatarlarıyla hızlı ulaşım ve haberleşme sağlanmıştır.
“Sabah Ege sahillerinde yakalanan balık akşam Ninova saraylarının mutfaklarında sofraya konulabilmekteydi!...”

6) LİKYA ve KARYA UYGARLIKLARINDA SANAT (m.ö 700–300)
Likya: Köyceğiz’den Antalya'ya kadar olan kıyı bölgesidir. Başkent Ksanthos, önemli merkezleri Telmessos (Fethiye), Kaunos (Köyceğiz), Patara, Myra (Demre)...
Karya: Bodrum, Milas, Datça yöresi
Önemli merkezleri: Halikarnasos (Bodrum), Mylasa (Milas), Knidos (Datça)...
Likya ve Karya bölgesinin en ilginç yapıları mezar anıtlarıdır.
-Tapınak görünümlü Kaya mezarları (Frig Sanatıyla benzerlik!) (Fethiye-Köyceğiz)
-Lahit mezarlar (Fethiye-Kaş)
-Oda mezarlar / anıt mezarlar (Fethiye yöresi)
*Halikarnassos'da 4.yy da yapılmış anıt mezar (Mozele)
Dünyanın yedi harikasından biridir. En önemli mimari parçaları ve heykeltıraşlık eserleri İngiltere’ye kaçırılmıştır.

7) URARTU SANATI (M.Ö 900–600)
Başkent Tuşpa (Van)
Önemli yerleşim merkezleri: Adilcevaz (Van),Altıntepe (Erzincan)
MİMARLIK :
1. Urartu yerleşim merkezleri, savunma kolaylığı sağladığı için yüksek tepelere ve sarp kayaların üstlerine kurulmuştur.
(Surlar, merdivenler, ambarlar ve küpler...)
2.Urartuluların geliştirdiği mimari yenilik: APADANALAR dır.
Apadana; saray ve tapınaklarda görülen çok sütunlu kabul salonlarıdır.
Bu yenilik, Pers mimarisinde de etkili olmuş önemli bir gelişmedir.
3. Urartu saray ve tapınaklarının içi fresk resimlerle süslenmiştir.
Resimlerde dinsel, savaşla ve avlanmayla ilgili konular işlenmiştir.
MADEN: Urartuluların en başarılı olduğu sanat kollarından biri maden sanatıdır.
Kazılardan çıkarılan buluntular arasında;
-Boğa başı kulplu ve boğa ayaklı saçayağı olan tunç kazanlar
-Yılan başı saplı kepçeler.
-Kabartmalı altın, gümüş kemerler.
-At koşumu takımları ve süslemeleri.
-Tunç aslanlar.
-Gümüş, altın taslar, takılar... vardır.
*Urartular döneminde, tüm komşu uygarlıklar Urartular’dan madeni eserler satın almışlardır.
(Kazılar sonucunda Anadolu’nun batı kıyılarında, Yunanistan’da Urartu maden sanatına ilişkin eserler çıkarılmıştır.
Urartuların en büyük Tanrısı HALDİ' dir.


Kaynakça: https://tr.wikipedia.org/wiki/Sanat_tarihi
Kaynakça: http://www.nizamicubuk.com/denemeGoster.php?denemeNo=909


Reklam

E3 Webdesign