SANAT TARİHİ-3

SANAT TARİHİ-3

Erken Rönesansın ikince derece önemli mimarı Alberthi’ dir.(1404-1472). Yapıtlarında gotik etkiler görülür.
Yapıtları: Floransa Rucelai Sarayı

Heykeltıraşlık: Antik dönem heykellerindeki özellikler yeni yorumlarla Rönesans heykellerinde yeniden görülmeye başlar.

DONATELLO: (1386-1466) Erken Rönesans’ın en önemli heykeltıraşıdır. Antik dönemde güzelliğin ölçüsü olarak bilinen insan vücudunu yeniden tanımış ve yapıtlarında bu oranları özenle uygulamıştır.
Yapıtları: St. George

GHİBERTİ: (1378-1455) Yapıtlarında Rönesans’ın yanı sıra Gotik üslubun etkileri görülür.
Yapıtları: Floransa Katedralinin Bronz kapılarındaki kabartmalar “ İsmail’in Kurban Edilişi, Cennetten Kovuluş”

VERROCCHİO: (1435-1488) Erken Rönesans döneminde yaşamış olmasına karşın heykellerindeki coşku ve heyecan ifadesi daha sonraki dönemlerin habercidir. Leonardo’nun ustasıdır.
Yapıtları: Venedik’te Colleane Atlı heykeli
Masaccio, Brunelleshi, donatello (en olgun sanatçılar)
Botiçelli, Alberti, Ghiberti (gotik etkileri sürdüren sanatçılar)

YÜKSEK RÖNESANS (ÇİNQUECENTO) 16.yy
Bu dönemin sanat merkezi Roma’dır. Rönesans sanatının en olgun dönemidir.
Yüksek Rönesans sanatçıları çok yönlü sanat etkinlikleri sürdürmüşlerdir.(resim, mimarlık ve heykeltıraşlık).

LEONARDO DA VİNCİ (1452–1519)
Bilim adamı ve çok yönlü bir sanatçıdır. Başladığı anıt heykellerinin birçoğunu yarım bırakmıştır.
—Yapmış olduğu resimlerde kompozisyon ve denge sorununu çözüme kavuşturmuştur.
—Sfumato (giderek erime) tekniği ile figürlere yumuşaklık ve canlılık kazandırmıştır.
—Tablolarında mekandan daha çok figür ön plandadır.
Yapıtları: “Mona Lisa, Son Akşam yemeği”

MİCHELANGELO (1475–1564)
Dönemin en tanınmış heykeltıraşıdır. Yapmış olduğu resimlerdeki figürler heykelsi bir görünüme sahiptir. Michelangelo’ya göre insan figürü resimde ve heykelde güzelliğin ölçüsü, duyguların anlatım aracıdır.
—Heykellerinde, insan hareketlerinin yavaştan başlamasını, en canlı dinamik anını ya da ölüm anında sona ermesini en iyi biçimde ifade etmiştir.
—Heykellerdeki abartılı kıvrılmamalar (giysilerde, saçlarda) Barok sanatın habercisi gibidirler.
Yapıtları: Sixtina Kilisesinin tavan frenkleri
Musa, Tutsak ve Piyeta heykelleri

RAFFAEL (1483–1520)
Sanatçı yapıtlarındaki biçimleri olduğu gibi (gerçekçi bir görünümde) değil de imgesinde yarattığı ideal güzellik ölçülerine göre yapmıştır.
Raffael hareketli figürlerin yetkin kompozisyonunu sağlayabilmiş usta bir sanatçıdır.
Yapıtları: Atina Okulu, Kont Baltazar Kostiglioni, Meryem ve İsa

*Yüksek Rönesans sanatçıları figürlerdeki plastik etkiyi güçlendirmişler, kompozisyon sorununu çözmüşlerdir.

HANS HOLBEİN (1497–1453)(Alman)
Tablolarında Türk halılarını kullandığı için, 15-16. yy halılarından bir grup (daha çok Uşak ve Bergama halıları) ‘’Holbein Halısı’’ diye bilinir. Özellikle portreleriyle tanınır.
Yapıtı: Erasmus

VENEDİK’TE VE KUZEY AVRUPA’DA RÖNESANS
İtalya’nın bir başka bölgesinde, Venedik’te, Rönesans resim sanatı Floransa ve Roma’dan farklı bir biçimde gelişir. Venedikli sanatçılar Kuzey Avrupa’dan yağlı boya kullanımını öğrendikleri için RENKÇİ bir üsluba sahiptirler. Floransa ve Roma da görülen FİGÜRATİF resmin yanı sıra MANZARA resimleri de önem kazanmaya başlamıştır.

•Yüksek Rönesans dönemi
GENTİLE BELLİNİ (1429–1507)
Fatih döneminde İstanbul’a gelerek sarayda çalışmalarda bulunmuştur.
Yapıtı: Fatih portresi

GİORGİONE (1478–1510)
Yapıtlarında duygusal ve mitolojik konular görülür. Kadın figürlerinde başarılıdır. (resimlerinde manzara oldukça önem kazanmıştır.)
Yapıtı: Fırtına

TİZİANO (TİTİAN) (1477–1576)
Yapıtlarında kullandığı renkleri ustaca dengeler ve seçer. Geleneksek kompozisyon kurallarının dışında bir bütünlük sağlar. “Titian Kırmızısı ve Mavisi” ona özgü renklerdir.
Yapıtları: ’’Meryem ile Azizler’’, ‘’Lavinya’’

KUZEY (AVRUPA) DE RÖNESANS
İtalya’da erken Rönesans döneminde, Avrupa’da da sanatta önemli gelişmeler olur. 1420 lerde EYCK KARDEŞLER YAĞLI BOYAYI kullanmaya başlarlar.

HUBERT-JAN VAN EYCK (15.YY)
Yağlıboyayı resim sanatına kazandırmışlardır. Artık ressamlar, yapıtlarındaki ince ayrıntıları kuyumcu titizliği ile işleyebilmişlerdir.
Yapıtları: Gent Sunağı

PİETER BRUEGEL (1525–1569)(FLAMAN/BELÇİKA)
İnsan tiplerine çokça yer vermiştir. Antropomorfist bir üslup sahibidir. Konularını köylülerin günlük yaşamından seçmiştir. Gerçekçi ve mizahi bir üslubu vardır.
Yapıtları: Köy Düğünü, Çocuk Oyunları ve Hasat

ALBERT DÜRER (1471–1528)(ALMAN)
Gravür (özgün baskı) sanatçısıdır. Yağlıboya yapıtları da vardır.
Yapıtları: Adem ile Havva, İsa’nın Doğumu

MANİYERİZM (16.yy son çeyreği)
Bu sanat akımı, Yüksek Rönesans ile Barok sanat arasında kısa süreli bir geçiş üslubudur.
Manier sözcüğü değersiz anlamında kullanılır. Bu dönemde sanatçılar; çok uzatılmış figürler ve küçükbaşlı hareketli vücutlar yaparlar. Ayaklar yere basmaz. Renkler soğuk ve mattır.
Maniyerizm sanatçılarına göre; mademki yüksek Rönesans sanatçıları her şeyin en yetkin olanını yapmıştır, onlarda alışılmış ölçülerin dışında bir şeyler yapmalıdırlar.
Bu, geleneksel mükemmellik arayışının dışındaki çalışmalar resim sanatında ışığın-rengin-figürün yeniden keşfini sağlamıştır ve yeni sanat akımlarına öncülük etmiştir.
Maniyerizm döneminin temsilcileri:
İtalyan TİNTORETTO 1518-1594_’’Son Akşam Yemeği’’
İtalyan CORREGGİO (Barok Dönemde de etkili)
İspanyol EL GRECO (1541-1614) ‘’Kont Orgazın Gömülmesi’’

BAROK SANAT
1600-1750 arasında görülen sanat üslubudur. Gelişme merkezi Roma’dır. Baroğun sözlük anlamı düzgün olmayan inciler demektir.
—Barok resim hem renk hem de ışık-gölge estetiğine dayanır.
—Barok resimde: ışık-gölge karşıtlığı çok belirgindir. Işık-renk ilişkisi önemlidir.
—Barok dönem heykellerinde ve dekorasyonunda; taşkın, kabarık, kıvrımlı, hareketli ve karmaşık formlar kullanılır.
— Barok heykel ve mimari yapı tamamen birbirine kaynaşmış olarak görülür.
— İnsanların, meleklerin, göğe doğru yükselişleri güçlü bir perspektifle gerçek etkisi uyandırırlar.
—Barok dönem mimarisinde saraylar çok görkemli yapılır. Genel görümü etkileyici, şaşırtıcı ve ezici bir üstünlük duygusu verir. İç süslemeleri, dekorları, mobilyaları çok abartılıdır. Tavan resimlerinde çok etkili perspektif kullanıldığı için tavan göğe doğru yükselip gidiyormuş duygusu verir.

Fransa’da VERSAY SARAYI en önemli örnektir. Bizde ise geç dönem Osmanlı Baroğu olarak DOLMABAHÇE SARAYI (1853) örnek verilebilir.

Dekorasyonda ve resimde Baroğun son dönemi (15.Lois döneminde) ROKOKO olarak adlandırılır.

BAROK VE RÖNESANS ARASINDAKİ FARKLILIKLAR
1- Rönesans resminde çizgi ve desen vardır. Barokta ise ışık-gölge vardır.
2- Rönesans resminde (mimarisinde) yüzeysellik vardır. Barokta derinlik vardır.(Tavanlar perspektifi kuvvetli olan resimlerle süslenmiştir.)
3- Rönesans sakin ve durgun bir üsluptur. Barok hareketlidir, karmaşık bir üsluptur.
4- Rönesansta şekiller ayrı ayrı belirtilmesine karşın (çokluk) barokta ayrı şekiller bütüne bağlı hale getiriliyor.(birlik)
5- Rönesansta sadelik, açıklık, barokta ise anlaşılması kolay olmayan süslemeler ve konular vardır.
Barok üslubun en ünlü mimarı İtalyan Barromini’dir. En tanınmış eseri Roma’daki St.İvo Kilisesi’dir.(1599-1667)
En ünlü heykeltıraşı da Bernini’dir. En tanınmış eseri, “Apollon ve Defne” dir.

BAROK DÖNEM HOLLANDA RESİM SANATI
Flemenklerin ülkesi; güneyde Katolik (Flamanlar) Belçika ve kuzeyde de Protestan Hollanda olmak üzere ikiye ayrıldığında bu durum sanatlarına da yansımıştır.
Bu dönemde Hollanda resim sanatında Protestanlığın etkisi ve dinsel konular önemini kaybeder. Genellikle günlük yaşamla ilgili portreler, manzaralar yapılmıştır. Aynı zamanda barok dönem Hollanda resim sanatında sanatçılar değişik konularda uzmanlaşmıştır. Bunun sonucunda resim sanatında branşlaşma görülür.

A- GRUP VE PORTRE RESSAMLARI
REMBRANDT (1606-1669) : Hollanda baroğunun en büyük sanatçısıdır. Ressam ve gravürcüdür. Resimlerinde güçlü bir ışık gölge karşıtlığı vardır. Işığın parlattığı (cisimlerde) yüzeylerde cisimlerin yapısından çok görünümüne önem veren bir anlayış görülür. Rembrandt dinsel konular da işlemiştir.
Yapıtları: Anatomi Dersi, Kendi Portreleri, Jan Six Gece Nöbeti, İsmailin Kurban Edilişi

FRANS HALS (1580-1666): Serbest fırça vuruşlarıyla başarılı bir sanatçıdır. Ziyafet, Hille Bobb , konu olarak grup ve portre resimleri yapmıştır.

B- MANZARA RESSAMLARI
Daha önce figürlü tablolarda genellikle tamamlayıcı olarak kullanılan manzara, Hollanda Baroğunda bağımsız bir konu olarak işlenmiştir. Bu grup ressamlarda gökyüzü, asıl tablonun dörtte üçü kadardır.
HOBBEMA (1638-1709): Middelharnes Yolu
RUİSDAEL (Ruysdal) (1628-1682): Yahudi Mezarlığı, Yel değirmeni

C- EV İÇİ RESSAMLARI (İNTERİOR)
Bu grup ressamlarda konu ev içinde geçer. En belirgin özellik ise tek kaynaktan ( kapıdan, pencereden …) gelen ışıktır.
VERMEER (1632-1675): Aşçı Kadın, Atölyede Ressam, Müzik Dersi
PİETER DE HOOCH (1629-1677): Evin İçinde Anne-Çocuk
TERBORCH (1617-1681): Komer

İSPANYA’DA BAROK SANAT

DİEGO VELAZQUEZ (1599-1660)
Barok dönemde İspanya’nın en tanınmış ressamıdır. Nesnelerin niteleyici
yönünü ışık ve renkle vurgulamıştır. Ayrıntıları, tek tek çizmek yerine uyguladığı
fırça ve renk tekniği ile hissettirir.
Uzun süre saray ressamı olarak çalışmasına karşın günlük yaşamın
çelişkilerini gösteren gerçekçi konularda işlemiştir.
YAPITLARI: Los Meninas, Su Satıcısı, Soytarı, Aynadaki Venüs

ESTABAN MURİLLO (1618-1682)
İspanya’nın yoksul insanlarını, sokak çocuklarının yaşamlarını anlatan
tablolar yapmıştır.
Yapıtları: Kavun Yiyenler, Sokak Çocukları

FLAMAN (BELÇİKA) BAROK SANATI

RUBENS (1577-1640)
Döneminde uluslararası bir üne kavuşan ve tüm Avrupa da önemli bir yere sahip olan sanatçı yapıtlarında hareketli ve
karmaşık figürlü mitolojik- allegorik konuları işlemiştir.
Sanatçı yapmış olduğu manzara resimlerinde yeryüzüne, gökyüzünden daha
fazla oranda yer vermiştir.
Yapıtları: Barışın yararı allegorisi, Av sahnesi, Çarmıhın Kaldırılması,
Amazonların Savaşı, Tarla Dönüşü.

VAN DAYC (1599-1641)
Rubens’in öğrencisidir. İngiltere’de uzun yıllar kraliyet ressamı olarak
çalışmıştır. İngiliz resim sanatını önemli ölçüde etkilemiştir.
Yapıtları: Kral I. Charles

ALLEGORİ: Tasarımların, imgelerin (tasavvurların) kişileştirilerek doğada
(gerçekte) olmayan biçimiyle betimlenmesidir.

İTALYA’DA BAROK SANAT

Mimar: BARROMİNİ
Heykeltıraş: BERNİNİ

İTALYA’DA BAROK RESİM

CARAVAGGİO (1573-1610)
Tablolarındaki kuvvetli ışık-gölge karşıtlığı, kendinden sonraki Barok dönem ressamlarını etkilemiştir.
Klasik tablolardaki (örneklerdeki) ideal güzellik anlayışının yerine (doğalcılığı) güzel ya da çirkin doğayı ve olayları aslına bağlı kalarak vermeyi amaçlamıştır.
Eserleri: Kuşkucu Thomas, Yılana Basan Çocuk İsa
İtalya’da diğer Barok Dönem Ressamları: Carracci, Correggio, Reni ve Tiepolo’dur.


FRANSA’DA BAROK RESİM SANATI
PUSSEN, Nicolas (1594-1665)
Klasik heykellerin ölçülerine tutkulu bir ressamdır. Manzaralarında kullandığı figürlerde bu etkiyi görmek mümkündür. Manzaralarında serbest bir kompozisyon kullanmıştır.
Yapıtları: “Et in Arcadia Ego”( Ben yani ölüm, çobanların düşler ülkesi Arkadia’da bile varım)

CLAUDE LORRAİN (Klod Loren) 1600-1682
Güneşin doğuşunu ya da batışını gösteren Liman (deniz) manzaralarıyla ünlüdür. Konularını mitolojik ve tarihsel olaylardan seçmiştir.
Yapıtları: Liman manzarası, Apollona Kurban Adayış

• Fransız Barok mimarisinin en önemli yapıtı VERSAY SARAYI’dır. (14. Louis zamanında yapılmıştır. Mimarları Vau ve Monsart’tır.)

ROKOKO
Baroğun son dönemi (15.Luis dönemi) Rokoko olarak adlandırılır. Daha çok mimari dekorasyonda görülür.
WATTEAU (1684-1721)
Yapıtlarında 18.yy Fransa soylularının Rokoko adı verilen beğenisini yansıtmıştır. Watteau ince nezaket görüntüleriyle sanatseverlerin hayal dağarcığını zenginleştirmiştir.

ROKOKO: Resim ve mimari dekorasyonda Barok’un son devresine verilen addır. Zarif (renkler) ve incelmiş süslemeler modasıdır.

Yapıtları: Fransız Tiyatrosunda Aşk
Gielles (Jil) “Palyaço”

İNGİLİZ SANATI ( 18.- 19.yy)
İngiliz sanatı belli dönemlerde kendine özgü bir yol izlemiştir. Örneğin Gotik üslubu 16.yy sonuna kadar ulusal bir üslup biçimi olarak egemen olmuştur. Bu nedenle Avrupa sanatıyla aynı dönemler aynı zamanlarda görülmez.

18.yy Barok Dönem İNGİLİZ RESİM SANATI
HOGART (1697-1764)
Tablolarında işlemiş olduğu konularla halka, erdemin ödüllerini ve kötülüğün sonuçlarını anlatmak istemiştir. Figürlerinde karikatür etkisi görülür.
Yapıtları: Hovardanın Yazgısı

REYNOLDS ( Sir Joshua) 1723-1792
İtalyan rönesansının etkisiyle geleneksi bir yol izlemiştir. Raffaello’nun çizimini, Tiziano’nun rengini almıştır. Aristokrat ve tarihsel konuları seçmiştir.
Yapıtları: Miss Bowles ve Köpeği

THOMAS GAİNSBOROUGH (1727-1788)
Reynold’un aksine gelenekçi anlayışa karşı olmuştur. Doğal görünümlerin resimlerini ve manzaralar yapmıştır.
Yapıtları: Mavi Oğlan, Miss Hanefield, Kır Manzarası

WİLLİAM TURNER (1775-1851)
Deniz manzaralarıyla ünlü bir sanatçıdır. (Cloude Loren’den etkiler görülür) Turner’in resimlerindeki nesneleri net olarak ayrıntılarıyla seçemeyiz ama varlığını duyumsayabiliriz.
Yapıtları: Fırtına’da Gemi, Temeraire (inatçı)

CONSTABLE, John (1776-1837)
Gainsborough’nun resim anlayışını sürdürerek doğanın gerçek görüntülerini yansıtan manzaralar yapmıştır. Kullandığı renk tekniği ve ışık ile empresyonizme öncülük etmiştir.
Yapıtları: Saman Arabası (Manzara)

WILLIAM BLAKE (1757-1827)
Dinsellik dolu iç dünyasını yansıtan hayali, düşsel konuları işlemiştir. Rönesanstan sonra geleneksel ölçütlere bilinçli olarak karşı gelen ilk sanatçıdır.
Yapıtları: Günlerin Atası

KLASSİSİZM (NEO KLASİSİZM) 1770-1830

Klasisizmde genellikle Fransa’da ( XVI. Lui zamanında) etkili olmuştur.
KLASSİSİZM: Barok ve Rokoko’ya karşı antik çağın (Yunan, Roma ve Rönesans dönemi) şekillerinin yeniden yorumlanmasıyla ortaya çıkmış sade fakat soğuk bir üsluptur. Bu üslubun ortaya çıkmasında;
1- Barok ve Rokokoya duyulan tepki,
2- İtalya’nın Pompei antik kentinde yapılan arkeolojik kazılar ve buradan çıkarılan eserler
3- Alman (sanat tarihçi, bilim adamı) Winckelmann’ın 1764’de yayınladığı 8 ciltlik sanat tarihi kitabıyla antik eserlere uyandırılan ilgi etkili olmuşlardır.
Mimaride Örnekleri:
Fransa (Paris) da Korint tapınak düzeniyle yapılan Madlen kilisesi
Etual Zafer Kemeri
Resim:
Klasisizm dönemi Fransız ressamı

JACQUES LOUİS DAVİD (1748-1825)
Yapıtlarında açıklık, antik konular, çizgiye dayanan formlar (biçimler) ve soğuk renkler görülür.
Önemli Yapıtları: “Horas Kardeşlerin Yemini”, “Mara’nın Öldürülmesi”
Heykel: Bu dönemde en çok beyaz soğuk etkide cilalanmış heykeller sevilmeye başlanmıştır.
Önemli sanatçılar ve yapıtları:
İtalyan -Canova
Danimarkalı –Torvaldsen Hebe(ölümsüz gençlik tanrısı)
Alman –Schadow Berlin (Brandenburg) Kapısında Viktorya heykeli


ROMANTİZM (1810-1850)
Romantizm İngiltere’de doğmuştur. Edebiyat, müzik ve resimde görülen bir akımdır. Romantizmde ressam gözümüz ve aklımızdan çok hayalimizi doyurmak, bizde korku, hüzün, özlem, sevgi, yurt sevgisi, insanın doğa karşısında duyduğu zayıflık ve yalnızlık, evrenin sonsuzluğu gibi duygular, metafizik kaygılar uyandırmak istemiştir. ( İngiltere’den W.Blake, Turner ve Constable)
Romantizmde sanatçı genellikle akıldan çok duyguya hayale dayanan, hüzün, özlem, korku, yalnızlık, heyecan ve sonsuzluk gibi konuları işlemiştir. Bu yüzden Romantikler resim sanatına teknikten çok konu olarak yenilik getirmişlerdir.

ALMANYA: Hıristiyan ortaçağ Almanya’sının dünyasını yansıtan ve mucize yaratan dinsel konular ile duygusal manzara resimleri dikkati çeker.
Caspar David FRİEDRİCH (....-1840) Dağda Haç
SCHWİND (1804-1871) Sabah Güneşi, Perilerin Dansı
RİHCTER (….-1884) Korku Taşı
RETEL (….-1859) Ölüm Çanı

FRANSA: Heyecanlı, duygulu, efsanevi ve yabancı dünyaların egzotik havası Romantik resmin konusu olmuştur. Klassizme karşı bir tavır olarak ortaya çıkmıştır.

DELACROİX (1799-1863)
Genellikle tarihsel konuları canlandırmıştır. Oryantalist konuları da işlemiştir. Klassizmin temsilcileri David’in sağlam çizgi ve desen anlayışına karşı rengi ön plana almıştır.
Yapıtları: Hürriyet, Dante’nin Kayığı, Hamlet ve Mezarcı, Cezayirli Kadınlar

İSPANYA: Bu dönemin temsilcisi GOYA (1746-1828)dır. Genellikle ulusal kahramanlık konularını işlemiştir. Soyluların çirkinlikleriyle alay eden resimleri vardır.
Yapıtları: 3 Mayıs, Çıplak ve Giyinik Maya, Savaş Felaketleri

REALİZM ( 19.yy İkinci Yarısı)
Fransa’da Barbizon sanatçıları olarak bilinen Courbet, Millet ve Daumier’in öncülük ettiği bir sanat akımıdır.
Realist resim sanatında artık romantizmdeki düş ürünü, deniz manzaraları ya da tarihsel tablolar yerine, yaşanabilir gerçeğin tam yansımasını buluruz.
Realist ressamlar salonlarda sergilenen, desteklenen ve ödüllendirilen yerleşmiş “resmi”, resim sanatına karşı çıkarak, işçilerin, köylülerin yaşantısıyla ilgili resimler yapmışlardır.
Fransa’da realizm:

GUSTAVE GOURBET (1819-1877)
Kendi deyimiyle “yalnızca gerçeği ve gerçekte var olan şeyleri” (canlandırmış) resmetmiştir. Fırça vuruşları çok güçlüdür. Açık-koyu karşıtlığına öncelik vermiştir. 1855’de kendi açtığı sergiye “Le Realisme” yazısını asmıştır. Bu akım adını buradan almıştır.
Yapıtları: Buğday Eleyen Kızlar, Taş Kıranlar, Günaydın Bay Courbet!

FRANCOİS MİLLET (1814-1875)
Tarlada çalışan erkek ve kadınları çizerek köy yaşamından sahneleri gerçekte oldukları gibi yapmıştır (resmetmiştir).
Yapıtları: Angelus, Başak Toplayan Kadınlar

HONORE DAUMİER (1808-1879)
Karikatür sanatının öncüsü ve en ünlü ustasıdır. Yapıtlarının çoğunluğunda (litografilerinde=taşbaskılarında) alaycı, iğneleyici, bazen de dramatik-politik bir taşlama yer alır.
Yapıtları: Donkişot, Panayır, Tiyatro Sahnesi

EMPRESYONİZM (İZLENİMCİLİK)19.yy ikinci yarısı
*Güneş altındaki doğanın, sanatçılar üzerinde bıraktığı anlık izlenimler konu olarak seçilmiştir. Cisimler olduğu gibi değil, o anda görüldüğü gibi resmedilmiştir.
Empresyonizm şekilci (çizgi ağırlıklı) resme, yapay ışıklı atölye resmine ve koyu renklere (siyah, kahverengi, gri) karşıdır. Güneş ışığındaki renklerle boyanmış, güneş ışığında eriyip dağılmış gibi görünen resimler yapılmıştır.
Öncüsü Fransız ressam Edouard MANET (1832-1883)
Yapıtları: İyi Bira, Flüt Çalan Çocuk, Kayıkta

CLAUDE MONET (1840-1926)
Bu sanat akımı, açılan bir sergide onun bir tablosundan (Le Impresion=izlenim) almıştır. Mone ışığı ve canlı renkleri belirtmek için boyayı fırça hareketiyle çizgiler ve noktalar şeklinde resmin üzerine yerleştirerek yeni bir etki yaratmak istemiştir. (Farklı renklerin yan yana getirilmesine ve bunun bütün olarak algılanmasına çalışılmıştır.)
Yapıtları: Rouen Katedrali, Mavi Kayık, İstasyon


DEGAS (1834-1917): Anlık görünümlerin hareketlerin, resimlerini yapmıştır. Kadınlarla ilgili resimler en çok işlediği konulardır.
Yapıtları: Bale, Kahvede Konser, Ütü Yapan Kadınlar

PİSSARRO (1830-1903): Genellikle kent yollarının, bulvarlarının kalabalık görünümlerini resmetmiştir.
Yapıtları: Montmarte Bulvarı, Paris Bulvarı

RENOİR (1841-1919)
Kalabalık eğlence sahnelerinde karışık renk ve ışık etkisini belirten resimler yapmıştır. Kıvrak fırça hareketleriyle en çok pembe, açık mavi ve açık sarı renkleri boyamıştır.
Yapıtları: Mavi Kurdeleli Kız, Dans, Manzara
*Realistler romantiklerden, daha çok seçtikleri konularla ayrılırlar. Resim teknikleri ise aşağı yukarı aynıdır. Ancak empresyonizmde teknik olarak geleneksel resimden bir farklılığı vardır. Bu özelliği çağdaş resim sanatını başlangıcı oluşturur.

Heykelde Empresyonizm:
AUGUSTE RODİN (1840-1917)
Michalengelo’nun klasik heykellerini tutkuyla incelenmiştir.
Heykellerinde figürün yavaş yavaş yüze çıkıp biçim aldığı izlenimini vermek için yonttuğu taş parçasını bazen öylece bırakmıştır. Fransa’nın en büyük heykeltıraşıdır.
Yapıtları: Düşünen Adam, Tanrının Eli

POİNTİLLİZM (noktacılık)-Neoempresyonizm
Empresyonizmin sonunda ortaya çıkmıştır. Bu akımda sanatçılar tablolarını katışıksız renklerin küçük, düzenli değintileriyle bir mozaik gibi boyamıştır. Özellikle Seurat’nın tablolarında yatay ve dikey hatlardan oluşan geometrik bir düzen vardır.
Pointillizm’de konuların anlaşılması biraz daha zordur. Çünkü tüm kenar çizgiler kalkmış ve biçimler çok renkli noktalardan oluşan yüzeylere parçalanmıştır.
Bu akımın öncüsü Georges Seurat’dır. (1859-1891)
Yapıtları: Liman , Sirk

EXPRESYONİZM (İFADECİLİK) 19.yy sonu 20.yy başı
Empresyonizme bir tepki olarak ortaya çıkmış olan ekspresyonizmin en önemli temsilcileri Cezanne, Van Gogh ve Gauguin’dir. Bu üç sanatçının tek ortak yanı Empresyonizme karşı olmaktır. Resim anlayışları bir birinden çok farklıdır.

PAUL CEZANNE (1839-1906)
Önceleri Empresyonistlerle birlikte olan sanatçı, daha sonra anlık görünümlerin (ve ışığın kuvvetle vurgulanmasının) gerçek görünümleri unutturduğu, sanatçıların tablolarına daha az zaman ayırdığı düşüncesini savundu.
Cezanne, Gölge tonlarının gördüğü işi saf renklerle yapmak istemiştir. Bunun ancak üç boyutlu geometrik biçimlerin, yani hem renge elverişli yüzeylerin, hem de derinliği ve hacmi veren biçimlerin yardımıyla mümkün olacağını düşünmüştür. Resimlerine, her yönü bir başka renk taşıyan küpler girmeye başladı… Bu yönüyle Cezanne, kübistlere öncülük etmiştir.
Yapıtları: Natürmortlar, Mazara ve Partreler

VİNCENT VAN GOGH (1853-1890-Hollanda)
İzlenimcilerin yaptığı gibi sanatçının ışık ve renkle abartılı olarak uğraşmasının, sanatçıyı duygularını ifade etme çabasından alıkoyacağı inancındaydı.
Resimlerinde, canlı renkler, hareketli (çizgiler) ve belirgin çizgiler kullanarak huzursuzluk dolu iç dünyasını yansıtmıştır. Cisimleri görmek istediği gibi resmetmiştir.
Yapıtları: Kesik Kulaklı Adam, Ayçiçekleri, Kendi Odası, Selvili Manzara ve Kendi Portreleri

PAUL GAUGUİN (1848-1903-Fransa)
İçinde bulunduğu sanat ortamının karmaşasından uzaklaşmak için Tahitiye giderek, ilkel toplumların yalın ve iddiasız sanatını yeğlemiştir. Bu yönüyle (Primitivizmin) ilkelciliğin temsilcisidir. Modele bakarak resim yapmanın bir çıkmaz yol olduğunu, görünüşe bağlı kalmanın resmin kendi renk ve şekil dünyasını bulmaktan alıkoyduğuna inanıyordu.
Yapıtları: Tahitili Kadınlar, Ayçiçekleri çizen Van Gogh

Diğer Temsilciler ise İsviçreli Hodler ve Norveçli Munch’dur.

KÜBİZM (20.YY.BAŞI)
Cezanne’nin bütün cisimleri koniler, silindirler ve küpler şeklinde görme anlayışından gelişmiştir.
Kübizme göre doğadaki bütün cisimler geometrik biçimlere göre resmedilir.
Kübizmin en önemli temsilcileri BRAQUE ve PİCASSO’dur.

Kübizm ikiye ayrılır:
1.Figürün tümünü basitleştiren geometrik inşa, SENTETİK KÜBİZM (Bireşimci Dönem)
2.Bir figürün her taraftan görünümünü dikkate alarak yapılan parçalamaya ise analitik kübizm denir. (çözümleme dönemi)
Kübizm mimaride, dekorasyonda ve heykeltıraşlıkta da görülür.

PABLO PİCASSO(1881-1973-İSPANYOL)
Sanat yaşamı üç dönemde incelenir: Mavi Dönem, Pembe Dönem ve bizim tanıdığımız yönüyle Kübizm Dönemi. Kübizm, Picasso’nun arkadaşı Braque ile çalışmaları sonucu ortaya çıkmıştır. Cisimlerin bütün yönlerinden görünümünü bütün yüzeye yerleştirerek resmetmiştir. Picasso:”Ben cisimleri gördüğüm gibi değil, düşündüğüm gibi çizerim” demiştir. Son yıllarında resmi bırakmış seramik çalışmaları yapmıştır.
Yapıtlar: Les Demoiselles d’Avignon, Guernica, Gitar Çalan Adam, Kukuriku.
Diğer Sanatçılar: Braque, Juan Gris, Fernando Leger.

Kaynakça: http://www.nizamicubuk.com/denemeGoster.php?denemeNo=909


Reklam

E3 Webdesign